Ara 08

(En fazla 300 Kelime ekleyebilirsiniz.)

Hani meşhur bir klişe vardır ya “Çok gezen mi bilir çok okuyan mı?”, valla benim çok bilmek gibi bir derdim yok, hatta tam aksine, az bilmenin verdiği rahatlık ve keşfedebilmenin verdiği heyecanın peşindeyim ben. Ama CV’sinin en altındaki hobiler kısmına “seyahat etmek” yazıp, daha hayatında İstanbul dışına çıkmamış olanlar gibi yalandan değil, gerçekten hayatı keşfetmek için seyahat etmek peşindeyim ben.

Üniversite yıllarımda hep seyahat etmek, farklı ülkeler ve kültürler görmek, değişik insanlarla tanışmak istemiştim ama Türkiye’de okurken seyahat edecek kadar ne vaktim vardı ne de finansal özgürlüğüm. Ne zaman ki Londra’ya taşındım, o zaman dünyaya bakış açım değişti, ufkum açıldı. Londra’da yapılabilecek en kötü işlerden birisi McDonald’s ta çalışmak veya garsonluk yapmaktır, çünkü hem çok yorulursunuz, hem de en az parayı bu işlerden kazanırsınız. Ama buna rağmen üç yıl boyunca McDonald’s ta çalıştım, saatine 3 pound ile başladım ama bu para ile hem okul masraflarımı karşıladım, hem de bu üç sene içerisinde neredeyse tüm Avrupa’yı gezme fırsatı yarattım kendime.